|
... Baba Unutur
...
Dinle oğlum,
bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük
elini yanağının altına sokmuşsun, nemli
alnındaki sarı lülelerin yapış yapış ıslak.
Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç
dakika önce kütüphanede oturmuş gazetemi okurken
vicdan azabım nefes kesen bi dalga gibi üstüme
geldi. Bir suçlu gibi yatağının başucuna geldim.
Neler mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım.
Okula gitmek üzere giyinirken seni azarladım,
çünkü yüzünü ıslak havluyla öylesine
silivermiştin. Ayakkabılarının kirli olduğunu
görünce sana onları temizlettim. Bazı eşyalarını
yere attığında sana öfkeyle bağırdım. Kahvaltı
ederken bir sürü kusurunu buldum. Yiyecekleri
etrafına saçıyordun, lokmalarını çiğnemeden
yutuyordun, ekmeğine çok fazla tereyağı
sürmüştün. Sen oyun oynamaya gidiyordun, bense
trenime yetişmek zorundaydım. Bana baktın elini
salladın ve “Güle güle babacığım” dedin. Ben
ise kaşlarımı çattım ve “Dik dur!” dedim sana.
Akşam üzeri de durum farksızdı. Eve gelirken
seni yere çömelmiş arkadaşlarınla bilye oynarken
buldum. Çorapların yırtılmıştı.
Arkadaşlarının önünde seni küçük düşürdüm ve
kolundan tutup eve götürdüm. Bu çoraplar çok
pahalıydı ve giymek istiyorsan dikkatli
olmalıydın. Düşün oğlum bunları sana baban
söylüyordu. Hatırlıyor musun? Sonra çalışma
odama girdin.Gözlerinde incinmiş bir ifade
vardı. Kağıtlarımın üzerinden sana baktığımda
bir an için çıkmaya yeltendin. “Ne istiyorsun?”
diye bağırdım sana. Hiçbirşey söylemeden koşup
boynuma sarıldın ve beni öptün. Hem de büyük bir
sevgiyle. Sonra koşarak dışarı çıktın. Kağıdım
elimden düştü. Bana neler oluyordu? Sürekli
senin hatalarını buluyordum. Seni böyle
ödüllendiriyordum. Seni sevmediğim için değil
bu; senden çok şey beklediğim için. Seni kendi
çağımın değer yargılarına göre değerlendiriyorum
çünkü. Oysa ki senin pek çok güzel özelliğin
var. Kalbin öylesine yüce ki! Bu gece gelip beni
öpüşün de bunu kanıtlıyor. Bu gece başka hiçbir
şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta, yatağının
yanında diz çöktüm ve çok utanıyorum. Bunları
sana uyanıkken anlatsam da anlamazsın biliyorum.
Ama yarın gerçek bir baba olacağım. Seninle
oynayacağım. Sen acı çektiğinde acı çekecek, sen
güldüğünde güleceğim. Dilimin ucuna kötü şeyler
geldiğinde dilimi ısıracağım. Kendi kendime
sürekli, “O bir çocuk!” diyeceğim. Ben seni
büyük bir adam gibi gördüm. Oysa ki sen daha
küçük bir çocuksun. Daha dün annenin kolları
arasındaydın, başını onun omzuna dayamıştın. Ah,
senden çok şey bekledim oğlum, çok şey
bekledim.
** İnsanları
eleştirmek yerine onları anlamaya çalışalım. Ne
yapmak istediklerini anlayalım. Sempati, hoşgörü
ve nezaket eleştiriden çok daha yararlıdır.
“Bilmek affetmektir."
**
** Dr.
Johnson’ın da söylediği gibi, “Tanrı bile insanı
son gününe kadar yargılamaz. ” O halde neden biz
yargılayalım?" Eleştirmeyin, kınamayın ve
şikayet etmeyin!

|
Copyright 2004-2006 By Goncam.Net
|
|
|
|
|