Merhaba,
Beni tanımıyorsun, en çok da bu yanını seviyorum sana yazarken.
Beni tanımanı istemiyor kalbim, sadece dinlemeni. Dinlemeni ve aynı
duyguları paylaşmanı benimle .. Herkesten en yakın olacağız birbirimize.
Eğer susmazsak, paylaşırsak, saçma bulmaz, anlamlarda
buluşursak.
Dar geçitlerden, karanlıklardan geldim buralara. Yolum
bitmedi daha biliyorum.
Eskisinden daha güçlüyüm, en zor yollardan
geçtim gibi.
Geriye kalan yolda daha zorlu anlarım da olacaktır
elbet.
Ancak öylesine hazırım ki, öylesine ayakta kaldım ki, daha ne
olsa aşarım, aşacağım.
Aklım hep geriye dönerdi, anılara, yaşanmışlara,
yaşanmamışlara.
Bir balığın habersizce ecele takıldığı gibi, takılırdı
mazim yüreğime, dünüme, yarınıma.
Yine takılmıyor değil zaman zaman.
Yine derinlere inmiyor değil gözlerim.
Ama artık boğulası hıçkırıklar,
pişmanlıklar yok. Sanırım büyümek bu...
Büyümek nasıl bir şeydir
diye meraklarım vardı. !
Galiba görüyorum ve hissediyorum artık bunu.
Büyümek için, yaşımdan medet umardım.
Hadi artık yaş kaç oldu, büyüt
kendini. Nasıl?
Rakamlarda değildi hüner, yaşanmışlıklarla geliyordu
olgunluk, tabi hüner buysa.
Ve hala –sanırım- büyüdüm'lü yaşlar
içindeyim.
Çok tatlı ama! Çok umarsız her şey. Buysa büyümek, geç
kalmışım diyesim var.
Düşünmemek her şeyi, dilediğince, gönlünden
geçtiğince, an'ı yaşamak; yarını yokmuşcasına. Kaç yarınımız vardı ki
zaten.
İşte bunu kavramak.
Yarın yokmuş gibi yaparsa insan,
bugün daha başka yaşanıyordu yaşam.
Daha, çok daha başka ..
Gelen
yarınlara, gelecek günlere de bir şeyler götürmeliydi insan.
Bu düne
kadar ki düşüncem. Eskiden yani dün mesela, yarınlar için hazırlık
yapardım belki de.
Hani herkes gibi. İyi bir işim olsun, param olsun,
düşünmeyeyim onu bunu.
Bana göre değildi bunlar.
Bunları yaparken,
gününü göremiyordu insan.
Bugünümden tat almadıysam yarınlarda ne işime
yarayacaktı elimdekiler?
Evet yarınlara bir şeyler götürmek
zorunlu diyorsanız, ben sevgi biriktireceğim.
Eskisi kadar harcanmış
değil.
Seçilmiş yerini bulmuş sevgiler. Biraz da aşklarımdan katacağım
içine.
Aşkı bulmakla, aşkın olmadığına inandığım köprülerden indim
artık.
Aşk vardı hatta aşklar vardı. Her şey aşktı. Doyasıya yaşadığın,
bugünündü aşk.
Ne olduğunu anlamadan içine düşmeliydi aşkın, senin
olmayacağını bildiğindi aşk.
Bir ömre hapsedilecek alışkanlıklar, aynı
sabahlarda uyanmalar, kavgalar gürültüler değildi aşk.
Acı çekmeyi
sevenler, seçimlerini bu yönde kullananlara -bize- göreydi
aşk.
Acıtacaktın yüreğini, ah deliler gibi sevip, geceleri uzatıp
ardından sabahlara kanat açmalıydı bitmiş aşklar, kuşlarca özgür.
Çok
sürmeden, arada kanatılacak yaralardı aşk.
Ömürde kalan sevgiyse ne
ala, aşkı sığdıran varsa bir ömre, güler geçerim şimdilerde.
Ansızın,
sorgusuz, baş döndüren, bitecek sabahlardaydı aşk.
Yüreğinde kelebekler
uçmayacağı an`a kadar, zincirlemek haksızlıktı.
Güzel bir iz olarak
kalsındı aşk. Nefretlere, kinlere dönüşecekse, yaşanmasındı.
Düne
ihanet değil bu değişimim, yarına armağan kendimden; kendimi.
Yarınıma
yorgun, yenik, pişman bir ben götürmektense, aşkları rafa koymayı öğrenip,
acılardan sıyırdım yüreğimi.
İşte şimdi bulduğumdu aşk.
Sen!
Dost; bu yazımı okurken seni benimle paylaştığın için teşekkürler.
Aşka
inanan ama bir ömür sürsün diye çırpınanlardansan, bırak yüreğindeki kuşu
hemen, sal uzaklara.
İnan durma.
Sende benim gibi büyümediysen,
unutma sözlerimi. Aşkı benim tanımımla paylaştığında, büyüdüğün andır.
Hele bir de içinde kalmış bir sevgili varsa,
hani doyamadığın,
değilse çok uzaklarda, ona sarılmak en muhteşem andır.
Artık yaşam
şimdidir.
Günü uzatmak, yarından uzak kalmakla başlar ve dünü
anmamakla.
Balıklar bile öğrendi, oltalardan uzak artık bir
çoğu.
Büyüyenler yüzmeye devam ediyor ve oltalara takılanları
seyrediyor, bizler gibi.
Yemlere av olmaktan kurtulup, kendi kendine
doymayı öğrenmekle başladı her şey. Büyümekle ...
Mutlu ol ve
sevdiğince sevil!
Bir Dost...